23 Ekim 2012 Salı

Mental Dünya Burası

böyle yaz.. böyle yazı mı olur...

bunu dinliyorum şimdi... içerim hallerini gidermek için başka şeyler dinlemem gerek ama canımın istediğini yapıyorum ben ve de evet canımı yakmak istiyorum. 
kimseye kızamamak tam olarak... net olan şey bu sanırım, yapamadığım şey bu. ne kötü tam olarak kötü ne iyi tam olarak iyi.. sentez evrenin antitez olmaya çalışan durumları karşımda, ben farkındalıkla canımı yakmaktayım. 

biz içimiz yeşilini hatırlasın diye eskiyi kurcalarız arada; eski sahneler, eski kitaplar, onların mimli cümleleri, eski şarkılar... eskiyi aradı diye gözlerim okul sonrası, test arası vakitte yahut üniversitede yurt odası, kantin köşesi bi yerde izlediğim çemberimde gül oya sahnelerine baktık bi heves. üstüne uzuuun uzun yazmak isteği olsa da hep içim de bugün sepyaya çalan sarısına sığınmak istiyorum sadece. tek kelime çıkarmak istemiyor ağzım, tek biri bile külfet ağzıma...

ben kedileri sevmem aslında, sanırım korkuyorum bi yerimi tırmalayacaklar diye. bugün istiyorum ki koyayım başımı bir koltuğa, bi kedi başımda olsa, saçlarımı okşasa...

8 Ekim 2012 Pazartesi

barış bıçakçı okuduğum zaman mutlu olabiliyorum artık. yenilerini değilse de eski bikaç şarkıyı koşar adım yürür vaziyette dinlerken ya da. eskiden izlediğim filmlerin mimli sahnelerine dönüp bakarken nefes alabiliyorum, yahut taş döşemelerin üzerinde çıplak ayak yürüdüğümü hayal ettiğim vakit.

güne düşemiyorum artık... düşüp de içinden cevher çekemiyorum yada..
ne yapabilirim diye kafayı patlatacak kadar düşünüyorum da 'zaman' ile yapabileceklerimi terazinin kefelerinde eşitleyemiyorum.

basit cümlelerle tabir etmem gerekirse çok sıkıldım.. devam etmek için birden fazla nedene ihtiyacım var sanırım. bulamazsam küsüp çekilesim var üstelik..

'oynamıyorum ben' diyesim...