dalgınlık anlarına mı denk geldi bilmiyorum ama, radioparadise' ı açık unutmuşlar.. :)
nasıl bi keyif çalışırken burayı dinlemek, ben bunları yazarken Andrew Bird-Desperation Breeds diye bi şeyin çalması, havada yağmurla birlikte bir de umut olması.. nasıl da keyifli, nasıl da tehlikeli şeyler var tepemde gezen...
4 Aralık 2012 Salı
Bi mesai arasından...
nasıl özledim aslında buraya yazı yazmayı... daha doğrusu bi yerlere bişeyler yazmayı; iç dökmeyi, iç çekmeyi, tahlil etmeyi, tahlil olmayı... :)
sanki yine bi vakit geldi... yine denemek için yeni bi vakit. biraz can yakıcı, sıkıcı, üzücü bi durum olsa da alışkanlıklarından vazgeçme, bi adım atmak gerek yine galiba. işten ayrılmaya karar verdim. arkasından ya yeni bir iş yahut hevesim dürtüklediği bir avrupa gezisi gelicek. bikaç ay daha beklemek gerek şimdilik...
neyse.. aslında iyi ve kötünün harmanıydı bu zamanlar.. bu zamanlarda iyisi diyebileceğim şeyler yaptım. isten çıkara çıkmaz bi filme yetiştim, tıpkı öğrenciliğimde olduğu gibi geniş adımlarla. beyoğlu nda küçük bir sinema salonunun ekranın en rahat görebileceğim orta noktasını hesapladım ve yeniden hayale daldım... 'azrail i beklerken' filmdeki adam yatağının başucunda ona baktım. sevdiceğinin peşinden koşarken bi adım arkasında konuşlandım. ciğerine çektiği sigara dumanını dışarı verirken kapalı mekan yasağını çiğneyip burnuma gelenden nasiplendim :) türk filmleri gibi bitirdikleri sonunu izlerken, çocukluğumun hatrına eyvallah çekip sorgulamadan fazla hatırlanacak sahnelerime ekledim.
bir de bir çift ses vardı, dedikleri dili anlamadığım. araya vasıta koymadan dinledim, tavana değdikten sonra sesleri, kulağıma geldi. iyisiydi bunlar son vakitlerimin..
neyse, mesai başlamadan evvel bir zor karar bir de iyi zamanlar bırakmış olayım şimdilik. ne kötüsünü tek başına yazabiliyorum buraya, ne de iyisini... karma bi hayat bu; hem karılarak ve dahi kavrularak yaşıyorum... bi de bu aralar sık sık sabrediyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)