kadın olmak kavramını irdeleyen onca sesin, sözün, karenin, sahnenin üstüne nasıl başlayacağını kestirmek zor.
bugün yüksek ökçelerin, ökçelerin taşıdığı elbiselerin, saçların, makyajların yarıştığı bi yerdeydim. bugün yüzlerde hafif tebessümler vardı, gözler ürkütmeden hükmetmek için usulünce kısıt bakıyolardı, sonra karınlar gizliden içerde, dillerde de bilmişliğini belli etmeden veren hemcinsine özel tatlı sözler vardı. bugün unutulmasın diye fotoğraflar çekildi; aynalarda önceden provası edilmiş, başının açısı bellenmiş fotoğraflardı. meydana ilk girdiklerinde bekledikleri, istedikleri hayata adım atmanın zafer havasını estirdiler attıkları her adımda, yanımdan geçtiklerinde saçlarımın, kirpiklerimin oynamasının sebebi buydu galiba. gün bittiğinde yüksek ökçelerin sızısını, algısına dokundurmadan tanımlayamadığı yerlerine gömen, muzaffer kadınlar kaldı.
benle beraber hepsinin farkında olduğu bişey vardı: izleniyolardı. hem öyle üstünkörü, masumca güzellik, kudret incelemesi değildi maruz kaldıkları, inceden inceye izleniyolardı. kusurlarına bakıyolardı birbirlerinin; olup olmadıklarına, olanların saklanıp saklanamadığına. kısıtlarını öyle çok, öyle katı koymuşlardı ki kusur olmayan şeylerin bile örtülmesini istiyolardı güzellik örtüleriyle. herkes örtünmeliydi aslında orada, öyle işte, garip bi şekilde.
bugün ben içten içe şaşkın halde birbirlerini izlemelerini izledim. bugün maskelerinin giyen kadınlar arasında maskeye bu kadar sempatiyle baktığından haberim olmayanlar vardı. kaç maske giyebilir ki insan dedim. gariptir bunları derken kızmadım. eskiden olsa kızar, içten içe söverdim. yetmez kendimce protesto ederdim, belki beni süzerken tarafsız davranıp 'neden' diye kendine ya da bana sorar diye beklerdim. hadi o sormadı konuşma sırası bana geldiğinde usulca protestomu anlatınca hak verir hatta bana katılır belki derdim. o aykırılığın içinde başka korkular da vardı ya neyse, başka konu.. işte, demiyorum artık öyle şeyler, uğraşmıyor hatta kendi sınırım içinde dahil oluyorum görüntünün bi kısmına.
sıkıldım çünkü hepsinden.
kadınlığımla ters düşmek istemiyorum artık, kendi tanımımı getirdim, kendimce yaşıyorum sadece. tanımımca sürünüp, giyiniyorum, sınırı benim gözümde. genelleştirilen kadınlık kavramına, çizilen normlara, bi de kadının kadına eziyetine... bak işte onlara dayanamıyorum.
bi de kabul ediyorum korkuyorum. ya şekilleniyosam genel kadın mantığınca, ya şimdi kendi kadın kavramım genel kadın kavramına geçiş için bi adımsa, ya girdiysem çarka ve sıra son dişlideyse...
neyse mantar teorilere girmeden keseyim. kadın rahmini kutsayıp, kutsananın oyuncağı olmaktansa selam çakıp gerçeğini tanıma fikrini güncelliyorum.
bi gün giymek istersem üstüne çıkmaktan çekinmeyeceğim yüksek ökçeler:
yüksekliğinizden ve de yükseğinizden göreceğim manzaradan hoşlanmayıp atlamaktan
korkuyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder