bu aralar iki güzel albüm girdi koşturmaca ve kaybolmacalarım arasına. sindire sindire dinlemeye çalışıyorum. en güzel şarkıları üsküdar da otobüsten inip metrobüse binerken (ya da tersi) yürüdüğüm o kısa yola saklıyorum. yeşil ve düz yolda ayaklarım istediği kadar sert- yumuşak basabilir, istediği gibi yaylanıp geri konabilir hatta marifeti ölçüsünde kimseye çaktırmadan dans girişi sayılabilecek bikaç ileri-geri hareketleri yapabilir :) arcade fire-neon bible ve shearwater-rook...
no cars go mesela... ne araba, ne uçak.. gider. biz biliriz, sizi de bekleriz kıvamında. zaten o taşıtların hiçbirine ihtiyaç duymayız.. Ikarus kanatlarımız var bizim, bi de o taşıtları yaparken kullandığımız kanatlarımızın eritmesine izin vermeyecek aklımız.. bikaç cümleyle başka bi aleme..
neyse..
çok çalışan insanlar var burda. hatta nerdeyse sadece çalışan insanlar. içlerinden bazıları sadece soruldukça konuşuyor, sadece zorunda kaldıkça.. ama bi sınırları var.. aştıkları anda onlar da insan, konuşmaya gülmeye istekli hem de. çalışmaktan başka şeyler de var yakışan..
bugünlük son..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder